Rusya’nın Tarihi, İklimi ve Ekonomisi Hakkında Bilgi





Rusya’nın Tarihi, İklimi ve Ekonomisi Hakkında Bilgi

Devlet, Avrasya’nın kuzey bölümünde yer alır. Batıda baltık denizinden doğuda büyük okyanusa kadar uzanan ve avrasya’nın yarısından çoğunu kaplayan Rusya (ya da Rusya federasyonu, Rusya cumhuriyeti), 1992’den 1991’e kadar sscb’nin kurucu ana öğesini, ondan öncede Rusya imparatorluğunun başlıca öğesini oluşturmuştur.

Rusya ya da Rusya Federasyonu, batıda Norveç, Finlandiya, Estonya, Letonya, Beyaz Rusya ve Ukrayna’yla, güneyde Karadeniz, Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Moğolistan ve çin’le, doğuda Büyük Okyanus, kuzeyde Kuzey Buzdenizi’yle sınırlıdır. Ural dağlarının (ya da Urallar) batısında kalan bölgeye Avrupa Rusyası, Urallar’ın doğusunda yeralan ülkenin Asya kesimine de Sibirya denir.
Nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan Rus halkının kökenleri İ.S. 1000’de kurulan ve ilk İslav devleti olan Kiev Devletine’e ya da Kiev Rusyası’na (Kiev Prensliği de denir), dayalıdır. IX. yy’dan XIII. yy’a kadar günümüzdeki Ukrayna, Beyaz Rusya ve Avrupa Rusyası ade verilen toprakların bazı kesimlerini egemenliği altında tutan bu devlet, Moğol istilası döneminde özellikle Kumanların saldırısıyla yıkılmış, XIV. yy’da, Moskova kenti çevresinde gelişen yeni bir Rus devleti ortaya çıkmıştır. Moskova Büyük Prensliği, zamanla denetimini Avrupa Rusyası’na, hatta XVI. yy’dan başlayarak Sibirya’ya yayarak XVIII. yy’da dünyanın en güçlü devletlerinden biri haline gelecek Rus (ya da Rusya) imparatorluğu’nun temelini oluşturmuştur.
Moskova Büyük Prensliği, tıpkı kendisinden önceki Kiev Devleti gibi ortodoks kilisesinin kalesi olmuş, erken tarihine en yakın batı komşuları olan Polonyalılarla ve Baltık kıyıları Almanlarıyla birbirini izleyen çarpışmalar damgasını vurmuştur. Batı’nın gelişme düzeyinden etkilenen Rus çarı Büyk Petro l’in (Türk tarihlerinde Deli Petro da denir), XVIII. yy’ın başlarında güçlü bir batılaşma programı başlatmasıyla, Avrupa dünyasının bir parçası haline gelen Rusya’da, eğitim görmüş sınıflar Avrupa kültürünü benimsemiş, ama, köklü tarihlerinin bilincinde olan Ruslar, Avrupa’dan farklı oldukları duygusunu içlerinde taşıdıklarından, ulusal kimliklerini titizlikle korumuşlardır.
Birinci Dünya Savaşı sırasında çarlık rejiminin devrilmesiyle, komünist bir yönetim kurulmuş ve yeni Sovyet Rusya’nın (ya da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği, SSCB) temel öğesini oluşturan Rusya, Avrupa’dan biz kez daha koparak
, kapitalist dünyadan soyutlanmıştır. Stalin’in diktatörlük yönetimi altında zorunlu bir sanayileşme sürecinden geçen SSCB, İkinci Dünya Savaşı’nda, zorlu bir savaşımdan sonra, Nazi Almanya’ya karşı, çok pahalıya malolan bir zafer kazanmıştır.
Stalin’in ölümünden sonra yerine geçenler, onun kötü aşırılıklarına son vermekle birlikte, 1980 sonlarında Mihail Gorbaçov reform programı perestroykayı yürürlüğe koyuncaya kadar eski baskıcı rejimini aralıksız sürdürmüşlerdir. Daha önce bütün yetkileri elinde toplayan Komünist Parti’nin egemen konumuna son veren Gorbaçov’un demokratik reformları, Sovyet rejimini temellerine kadar sarsmış ve SSCB’yi oluşturan cumhuriyetler, merkezi yönetimin otoritesine karşı çıkmaya başlamışlardır. Ağustos 1991’de, partinin sert tutum yanlıları, eski düzeni yeniden işler duruma getirmek için bir hükümet darbesi düzenlemeye girişmişlerse de, darbe özellikle Moskova halkının ve Boris Yeltsin’in direnmesiyle başarısızlıkla sonuçlanmış ve sonraki aylarda Gorbaçov, Rusya devlet başkanı Boris Yeltsin’in gölgesinde kalmıştır. Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin çözülmesi üstüne, Rusya bağımsız bir devlet olarak yeniden doğmuş, komünist sistemin çöküşü ve pazar ekonomisine geçme girişimleri, Rus halkı için oldukça büyük zorluklar ve 1990 yılları başlarında karmaşık bir siyasal durum yaratmıştır.

 

Moskova’nın kuzeydoğusunda Suzdal yakınlarında (Kidekaba’da) Kliyazma ırmağının bir kolu olan Nerli ırmağından görünüş.

nrYÜZEY ŞEKİLLERİ VE DOĞAL KAYNAKLAR
Rusya toprakları, büyüklükleri ve yüzeyşekilleri bakımından birbirinden oldukça farklı üç bölgeye ayrılır. Avrupa Rusyası (Rusya ovası); Ural dağları ile Yenisey ırmağı ile Büyük Okyanus arasında uzanan toprakları içeren Doğu Sibirya. Büyük Doğu Avrupa ovasının bir parçası olan Avrupa Rusyası, aşınmış, dalgalı alçak topraklardan oluşur; yükseltiler 457 m’yi geçmediği gibi, genellikle bu sayının çok daha altındadır. Eskiden buzullarla kaplı olan ovanın kuzey yarısında, ırmak vadileri arasında Prekambriyen’den kalma billurlu kayaçlar yükselir. Bu bölgenin doğu sınırınıoluşturan Ural dağları, buzul çağının etkinliklerine bağlı olarak büyük ölçüde aşınmış yaşlı dağlardır: Yükseltileri 1 890 m’yi geçmez ve ortalama yükselti yalnızca 488 m’dir. Kafkas dağları, Rusya ovasının güney sınırını oluştururlar. Gürcistan sınırındaki Elbruz dağıysa (5 642 m), Rusyanın en yüksek doruğudur.
Batı Sibirya ovası, bataklık ve ormanlık bir alan olmakla birlikte, pek çok özellik bakımından Avrupa Rusyası’nı andırır. Rusya platformu, yerbilim tarihi boyunca birçok kez alçalıp, yükselmiş olduğu için, sığ denizlerin genişleyip daralması, geniş tortul tabalar oluşmasına yol açmıştır. Ortalama yükseltisi 140 m dolayında olan Batı Sibirya ovası, tekdüze ve kesintisiz bir düzlük görünüşündedir.
Doğu Sibirya yaylası, Yenisey ve Lena ırmakları arasındaki Orta Sibirya yaylasını, Verhoyansk ve Stanovoy dağları gibi birçok küçük dağ sırasını içerir. Büyük Okyanus’un batı kenarındaki Kamçatka yarımadası ile Sahalin adası, nispeten genç dağlardan oluşmuşlardır. Kamçatka dağlarında, bir dizi yanardağ yeralır.

 

Kafkas dağları Rusya ile Gürcistan ve Azerbaycan cumhuriyetleri arasındaki sınırı çizer. Karadeniz’den Hazar denizine kadar uzanan Kafkas dağları, aynı zamanda Avrupa ile Asya arasında da doğal bir sınır oluşturur. En yüksek doruğu olan Elbruz dağı (5 642) Rusya ve Avrupa’nın en yüksek dağıdır.

kkAkarsular ve Göller
Avrupa Rusyası’nın başlıca ırmakları Volga (Avrupa’nın en uzun akarsuyu) ve Don, güneye doğru akarak, sırasıyla Hazar denizine ve Karadeniz’e dökülürler. tümü kuzey yönünde akarak Kuzey Buz denizi’ne dökülen Onega, Kuzey Dvina ve Peçora, ülkenin öbür büyük ırmaklarıdır. Ülkenin başkentinden geçen Moskova ırmağı, Volga’ya karışan Oka ırmağının koludur. Ladoga gölünden çıkan Neva ırmağı, Petersburg’da Finlandiya körfezine dökülür.
Batı Sibirya’nın Obi, İrtiş ve Yenisey ırmakları ile Doğu Sibirya’nın Yana, İndigirka ve Kolima (ya da Kolıyma) ırmakları, kuzeye doğru akarak Kuzey Buzdenizi’ne dökülürler. Mançurya sınırı boyunca akan Amur, Sahalin adasının karşısındaki Tatar boğazına dökülür. Aslında, Sibirya’nın bütün önemli ırmakları ve daha birçok küçük ırmak, Moğolistan sınırı yakınındaki yaylalarda doğar.
Her biri yaklaşık 5 600 km uzunluğunda olan Yenisey-Selenga ve Obi-İrtiş sistemleri, dünyanın en uzun akarsu sistemleri arasındadırlar (uzunluk bakımından yalnızca Nil, Amazon ve Yangdzı’nın gerisinde kalırlar). Kış mevsiminde donan Sibirya ırmakları, bu dönemde bir tür kara taşımacılında kullanılır. İlkbaharda, ırmakların üst kesimleri eriyip, alt kesimleri buzla örtülü kaldığında, büyük taşkınlar oluşur ve çevre bölgelerde geniş bataklıklar yaratır.
Sibirya’nın belki de en ilgi çekici yerbilimsel özelliği, Baykal gölüdür. Moğolistan sınırı yakınında yeralan, dünyanın en derin tatlısu gölü olan Baykal gölü, çok derin ve çok büyüktür. Dünyanın tatlı su gereksinmesinin tam beşte birini hacim sınırları içinde tutar. Ayrıca, şaşılacak kadar çok çeşitli balık türünü barındırır.

İklim
Sert bir kara ikliminin egemen olduğu Rusya’da yazlar ve kışlar arasındaki sıcaklık ortalamalarında, bölgeden bölgeye büyük farklılklar gözlenir. İlkbahar ve sonbahar mevsimleri kısa sürer. Düşük düzeyde olan yağışlar, genellikle yaz aylarında düşer.

Sibirya’nın olağanüstü soğuk hava koşullarının, iki temel nedeni vardır: Bölgenin kuzeydeki Kuzey Buzdenizi’nin soğuk esintilerine bütünüyle açık olması; Himalaya dağları ve Moğolistan yaylası bölgeye sıcak hava akımını çok büyük ölçüde etkiledikleri için, güneydeki Hint okyanusundan hemen hiç sıcak hava alınmaması ya da çok az alınması.

Bitki Örtüsü ve Hayvan Topluluğu
Rusya kara kütlesi, iklim koşullarına bağlı olarak batıdan doğuya doğru uzanan üç bitki örtüsü kuşağına ayrılır. Çıplak görünümlü Kuzey Buzdenizi kıyıları gerisinde başlayan tundra kuşağının büyük bölümü permafrostla (sürekli donmuş toprak) kaplı olduğu için, bitki örtüsü yalnızca yosun, liken ve çeşitli ot türleriyle sınırlıdır. İkinci kuşak, sık ormanlardan oluşur. ”Tayga orman kuşağı” denen bu bölgenin kuzey ucunda yeralan en yaygın türler çam, ladin, köknar, vb. kozalaklı ağaçlardır ve bölge, aslında çok sayıda yapraklarını döken ağaç da içermekle birlikte, dünyanın en büyük kozalaklı ormanıdır. Tayga kuşağının güney ucundaki kesimde uzanan, dar bir şerit oluşturan orman-bozkır kuşağı, ormanları daha güneydeki otlaklardan ayıran bir geçiş bölgesidir. Üçüncü kuşak, Macaristan’dan Moğolistan’a kadar uzanan ve çok geniş bir alanı kaplayan, çayırlık bozkır (step) bölgesidir: Bölgede büyüyen az sayıda ağaç, insan eliyle dikilmiştir. Bozkırları izleyen yarı çöl kuşağının seyrek bitki örtüsü, kuraklığa dayanıklı otlardan ve çalılardan oluşur.
Rusya’nın zengin ve birbirinden farklı hayvan topluluğu’da bitki örtüsü kuşaklarına göre değişiklik gösterir. Kuzey bölgelerinde kutup ayılarına, misk öküzlerine, foklara ve ren geyiklerine rastlanır. Tayga kuşağında, iri boynuzlu geyikler ile kakım, samur, zerdeva gibi küçük kürk hayvanlarının pek çok türü yaşar. Daha güneyde, karışık orman kuşağında kurt, tilki, kunduz, susamuru, geyik, sincap ve az sayıda boz ayı ile porsuğa rastlanır. Sibirya kaplanı, Büyük Okyanus kıyısındaki bölgede koruma altına alınmış türlerden biridir. Aşırı derecede tarıma açılmış bozkır kuşağında köstebek, sincap ve çeşitli kuş türleri dışında, pek fazla yaban hayvanına rastlanmaz.

Topraklar
Rusya’nın, toprakları tarıma elverişli ve başlıca iki bölgesi vardır. Bunlardan çok verimli çernozyum (çernozem) ya da ”kara toprak” alanı, bozkır ve ormanbozkır bölgelerinde yaygındır. Toplam kara toprak bölgesi, ülkenin yaklaşık 102 000 000 hektarını kaplar. Tarıma elverişli ikinci toprak türü podzoldur. Genellikle orman kuşağında bulunan bu toprak türü, çernozyuma oranla daha az verimlidir. Ülke topraklarının büyük bölümü ya tarıma elverişli değildir ya da çok düşük verim sağlar.
Tundra ve tayga kuşaklarında, geleneksel ekonomi büyük ölçüde balıkçılığa ve ren geyiği avcılığına ve yetiştiriciliğine dayalıdır.Kuzeyde, toprak sürekli donmuş olduğu için, hiçbir tarım etkinliği yapılamaz. Karışık orman bölgesinde az miktarda keten, yerelması ve patates, bozkır kuşağında buğday, mısır, ayçiçeği yetiştirilir. Uzakdoğu’nun güney kesiminde, Japon denizi yakınında, sıcak ve nemli yazlar pirinç, soya fasulyası ve şekerpancarı tarımına elverişli koşullar sağlar. Ülkenin en güneybatı kesiminde, Karadeniz yakınında, çay ve turunçgil yetiştirilen, astropikal iklim etkisinde küçük bir bölge vardır.

Rusya toprakların % 40’a yakını ormanlarla kaplıdır. Fotoğrafta,
tayga kuşağının kozalaklı ormanları görülmektedir.

Rusya’nın Doğal Kaynakları



Rusya, doğal kaynakları bakımından dünyanın en zengin ülkesi sayılabilir. Petrol, doğal gaz, değerli metaller ve öbür madenler bol miktarda bulunur. Maden kömürü yatakları ülkenin hem Avrupa, hem de Sibirya kesimlerinde geniş alanlar kaplar; ülkenin Avrupa kesimindeki başlıca maden kömürü yatakları Moskova ile Vorkuta havzalarında ve Donetsk havzasının Rusya kesiminde, Sibirya’daki maden kömürü yataklarının başlıcaları da üst Tim ırmağı boyunca uzanan Kuznetsk havzasında, aşağı Yenisey boyunca uzanan Tunguska havzasında ve Güney Yakutistan’ın büyük bölümünde (Kuznetsk ve Tunguska havzaları, dünyanın en büyük maden kömürü yatakları arasında yeralırlar) yayılırlar. Ural dağları, kuzey kesimde Komi bölgesi ve Kuzey Kafkasya, Avrupa Rusyası’nda petrol üretilen başlıca alanlardır. Batı Sibirya’nın Tyumen ilinde de zengin petrol rezervleri vardır. Sibirya’nın daha kuzey kesimlerinde bulunduğu belirlenmiş olan büyük petrol yataklarının işletilmesi, ulaşım yetersizliği, elverişsiz iklim koşulları ve teknoloji yetersizliği yüzünden ciddi biçimde engellenmiştir. Kamçatka ve Sahalin yakınlarında, Büyük Okyanus kıyısı açıklarında da zengin petrol yatakları bulunmasına karşın, Rusların kıyı açıklarındaki bu rezervlerin işletilmesi girişimleri de, aynı sorunlar nedeniyle engellenmiştir. 1992’de AUS-Japon konsorsiyumuna, Sahalin adası açıklarında petrol çıkarmak için sondaj yapma ayrıcalığı verilmiştir. Rusya’da ayrıca (özellikle Avrupa Rusyası’nın Kursk bölgesinde), başta demir filizi, altın, gümüş, platin, kurşun, molibden, manganez, tungsten, vanadyum, nikel, titanyum ve kobalt rezervleri de vardır. Ülkenin petrol ve doğalgaz yatakları gibi, bu madenlerin çoğu, Rusya’nın doğu kesimindeki uzak, dağınık nüfuslu yörelerde yer alırken, nüfusun dörtte üçü ve toplam sanayi tesislerinin beşte dördü Urallar’ın batısında toplanmıştır. Bu gerçek, Rusya’nın zengin maden yataklarını işletip, kullanıma sunma çabalarının çözülmesi güç bir sorun haline getirmiştir.

Bir zamanlar dünya komünizminin merkezi olan kentin eski kalesi Kremlin, Moskova ırmağının kıyısındaki bir tepede kurulmuştur. Resimde Kremlin duvarının bir parçası olan Su kulesi (resmin solunda); Büyük Kremlin sarayı (ortada) ve Kremlin katedralleri (resmin sağında) görülmektedir.

images

Dil

Rusya’daki her halk topluluğunun (sayıları yaklaşık 100 kadardır) üyeleri, kendi ulusal dillerini, yaşadıkları yörenin anadili sayarlar: Rusların tümü Rusça’yı, Tatarların % 85,9’u Tatarca’yı, Çuvaşların % 91,7’si Çuvaşça’yı, Başkırtlar’ın 67,2’si de günlük yaşamlarında Başkırtça’yı, anadil olarak kullanırlar. Eskiden SSCB döneminde, yönetim, çok uluslu toplumuna “Ruslar bütün öbür SSCB halklarının ağabeyidir ve bütün okul çocuklarının Rusça kurslarına gönderilmeleri bir zorunluluktur” mesajı iletmiş ve bu siyaset en büyük başarısını, dilleri Rusça’ya çok benzeyen öbür İslav toplulukları (Ukraynalılar ve Beyaz Ruslar) ile Yahudiler arasında göstermiş, ama öbür etnik topluluklar, özellikle de Orta Sibirya’da ya da Kuzey Sibirya’da yaşayan Türk topluluklar, Rusça kullanma zorunluluğuna pek aldırış etmemişlerdir.

Petersburg’daki Griboyedov kanalı, Neva ırmağı tarafından beslenir. Arka planda Çar Aleksander ll’nin 1881’de öldürüldüğü noktada yapılmış olan İsa’nın Dirilişi kilisesi görülmektedir.

fgf

Din

Günümüzde bile Rusya’da din konusunda sağlıklı bilgi edinmek güç bir iştir. Bunun nedeni, Sovyet rejimi döneminde terör, baskı ve propaganda yoluyla her türlü dinsel etkinlik yasaklanmaya çalışıldığı için, geniş kapsamlı kilise kayıtları bulunmamasıdır. Komünist yönetim döneminde, kiliselerin çoğu yıkılmış ya da din dışı işlerde kullanılmıştır. Eldeki en güvenilir bilgi, Eylül 1991’de düzenlenen kamuoyu yoklamasının sonuçlarıdır. Buna göre, Rusya’da yaşayan ve ezici çoğunluğu oluşturan Rusların % 41’i, Rus ortodoks kilisesine bağlıdır. Rusya’daki ikinci kalabalık din topluluğuna oluşturan müslümanlar da, sayım konusunda bazı güçlükler çıkarmışlardır. Tatarlar, Başkırtlar, Çeçenler ve kendilerini müslüman sayan öbür halklar da dahil, müslümanların toplamı 12 milyonu (ya da ülke nüfusunun % 8’ini) bulmaktadır.

Eğitim

Sovyet eğitim sistemi komünist rejim için uzun süre büyük bir kıvanç kaynağı olmuş, 1917 Rus Devrimi’nden sonra ilköğretim ve ortaöğretimin zorunlu kılınmasıyla, zaman içinde ülkede okuma yazma oranı çok yükselmiştir. Günümüzde de ilköğretim ve ortaöğretim parasız ve zorunludur. Ama öğrencilerin çoğu, ortaöğrenimlerini tamamlamadan okuldan ayrılmaktadır. Yükseköğretim kuruluşlarına giriş, son derece karışık ön sınavlarla belirlenmede, rüşvet, giriş sınavlarını kazanmada hâlâ önemli rol oynamayı sürdürmektedir. Rus okul öğrencileri Avrupalı ve ABD’li çocuklara oranla yılın daha çok günlerini ve saatlerini okulda geçirirler. Ancak eskiden ders saatlerinin yarıdan çoğunu marksçılık-leninciliği, bilimsel komünizmin temellerini, Komünist Partisi’nin tarihini ve buna benzer konuları öğrenmek alırken, gerek Gorbaçov, gerek Yeltsin, “te mel eğitime dönüş” yaklaşımını vurgulamışlardır. Ama ,günümüzde pazar ekonomisine geçiş çalışmaları gün geçtikçe hızlandırılırken, Moskova Devlet Üniversitesi gibi bazı yükseköğretim kuruluşlarında, hâlâ sosyalist ekonomi öğretilmektedir. Bununla birlikte, ülkede birçoğu Batı üniversite ve öğretmenlerinin desteğinden yararlanan çok sayıda İş İdaresi Okulu (Batı tipi pazar ekonomisi öğretimi vermektedirler) da açılmıştır. Rus eğitimine geleneksel gücünü sağlamış olan bilim, matematik, yabancı diller, beden eğitimi, müzik, dans gibi dallar birer kıvanç kaynağı olma üstünlüğünü sürdürmektedir. Ama tıp, hukuk ve tarih gibi dallardaki öğretim, pek doyurucu düzeyde değildir. Bu gerçeklerin ışığında bakınca, Rus yükseköğretimi bir bakıma meslek okulu kimliğine bürünmektedir. Bu arada, üniversite profesörlerinin en azından Rus standartları açısından iyi ücret olmalarına karşılık, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında ders veren öğretmenlerin aylıkları çok düşüktür.

Sağlık

Yasalara göre sağlık hizmetleri ücretsizdir ve herkesin yararlanmasına açıktır. Ama gerçek çok daha karmaşıktır. Her semte bir poliklinik hizmet vermekte, ilk yardım hekimlerinin tedavi edemedikleri hastalar hemen genel hastanelere gönderilmektedir. Ama komünizmin çöküşünden önce bile çatlama belirtileri görülmekte olan sağlık sistemi, günümüzde tam anlamıyla çöküntü içindedir. Rus hastaların gereksinim duydukları ilaçların yaklaşık üçte biri ülkede üretilmekte, geri kalan üçte biri de yurt dışından getirilmektedir; geri kalan üçte bire gereksinim duyanların, söz konusu ilaçları bulma olanaksızlığı, çoğunlukla acı sonuçlar doğurmaktadır. Ayrıca, ciddi bir tıp gereçleri sıkıntısı da vardır. Enjektör ve iğne yetersizliğinden ötürü, AİDS yaygınlaşmaya başlamıştır. Genel sağlık görevlisi Rus uzmanlar, bu hastalığın daha çok yayılmasından korkmaktadırlar. Sağlık personeline uygun görülen düşük ücretler ve düşük yaşama düzeyi de, sağlık hizmetlerini büyük ölçüde aksatmaktadır. Hekimlere (üçte ikisi kadındır) sıradan devlet memurları gibi davranıldığı ve sıradan bir otobüs sürücüsünden çok daha az ücret aldıkları için, sağlık görevlileri durumlarından hoşnut değillerdir. Ayrıca, hastanelerde yatak çarşaflarını değiştirmek için bile açıkça rüşvet istenmekte, vermeyen hastalar ilgisizlikle ya da kaba davranışlarla karşılaşmaktadırlar. Daha da önemlisi, 1970 ve 1980 yıllarında ülke genelinde ortalama ömür düşmüş ve bebek ölüm oranında artış görülmüştür. Ortalama ömür 69 yıldır. Resmi istatistiklere göre, 1988’de bebek ölüm oranı 1 000 canlı doğumda 18,9 olmuştur. Bazı Batılı uzmanlar bu resmi sayıların çarpıtılmış olduğunu, bebek ölüm oranının resmi bilgilerden en az % 50 daha yüksek olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bununla birlikte Gorbaçov döneminde başlatılan hekimlerin özel hastanelerde özel çalışma olanakları, geliştirilmektedir. Özel sağlık sigortaları da kurulmuştur. 1993’te yürürlüğe giren bir yasanın, bu girişimleri büyük ölçüde genişletmesi beklenmektedir.

Baykal gölü kıyılarında bir köyden görünüş. Ruslar, Baykal gölü yöresine, XVII. yy’da yerleşmeye başlamışlardır.

vbvb

Nüfus

1917 Rus Devrimi’nden sonra Rusya, eski SSCB’nin geri kalan kesimi gibi, tarımsal bir toplumdan, öncelikle kentlerde yaşayan bir topluma dönüşmüştür. Kentlere genellikle genç kuşak göç ettiği için, kırsal kesimlerde nüfusun büyük çoğunluğu yaşlı kişilerden oluşmaktadır. Genç nüfusa dayalı kentlerse hızla büyümüştür. Günümüzde nüfus sıralamasına göre başlıca kentler Moskova, Petersburg, Nijniy Novgorod, Novo Sibirsk, Sverdlovsk Samara ve Çelyabinsk’tir.

EKONOMİ

Sovyet ekonomik sistemi malların, hizmetlerin ve fiyatların merkezden planlanmasına dayalıydı. Üretim araçları, ulaşım ve iletişim gibi, sanayi kesimi de devletin tekelindeydi. Bütün fabrikaların, çiftliklerin ve öbür önemli kuruluşların yöneticileri, kadroların merkezden seçilmesine dayanan nomenklatura sistemi yoluyla, Komünist Partisi tarafından atanıyordu. Bürokrasi merdiveninin üst basamaklarına tırmanmak isteyenler için, teknik beceriden ya da yönetici özelliklerinden çok, siyasal bağlılık önemliydi. Ekonomi, yüzden çok kesime bölünüp, her biri bir bakana bağlanmıştı: Demirli metalürji bakanı, demirdışı metalürji bakanı, enerji sanayisinin çeşitli kesimlerinden sorumlu yarım düzineden çok bakan, tarımın çeşitli dallarından sorumlu yarım düzineye yakın başka bakan, vb. Her fabrikanın ürününü (ya da ürünlerini) üretebilmesi için gerekli enerji miktarlarını zamanında sağlamaktan, Devlet Dağıtım Komitesi sorumluydu. Bu olağanüstü merkeziyetçi sistemin, Sovyet ekonomisi büyüdükçe, sağlıklı olarak çalışmasını sürdürmesi olanaksızdı. Ekonominin bir kesiminde ortaya çıkan bozukluklar, öbür alanlardaki nitelik denetimlerini ve üretim programlarını ister istemez olumsuz etkiliyordu. Bunun yanı sıra hükümetin, ülke GSMH’sinin % 15-20 kadarını askeri giderlere ayırması, SSCB’nin ekonomik büyüme hızındaki sürekli düşüşün başlıca nedenlerinden biriydi. Üstelik, her bakanlık ve kuruluş, kendi yapısal çıkarlarını geliştirme eğilimindeydi. Bu eğilim sonucu, dağıtıcılarla yasa dışı ilişkiler kuruluyor ve rüşvet yaygınlaşıyordu. Bütün bu olumsuz karışıklıkların bir araya gelmesinin sonucu, üretimin tıkanması, üretilen malların niteliğinin gün geçtikçe düşmesi, işçilerin morallerinin sürekli bozulması ve işlerine kayıtsızlaşmaları oldu. Çok çalışıp gerektiği gibi üreten ile kendini sıkmayıp yeterince üretmeyen aynı parayı aldıkları için, üretim gün geçtikçe düştü. Bütün bu olumsuzluklar, tarım kesimi için de geçerliydi. Rusya’nın tarım verimini ve üretimini sınırlamak için, zaten birçok doğal etmen işbirliği yapmış gibiydi: Sert iklim koşulları; tarıma elverişli toprakların azlığı; karlı tarım için uygun yeterince sıcak topraklar çok kurakken, yeterince yağışlı toprakların da çok soğuk olması. Bu doğal etmenlere, Sovyet yönetiminin olumsuzlukları da eklendi: Gübre ve traktör sıkıntısı; kolektif çitlik sisteminin saçmalığı; Stalin’in en çalışkan ve en başarılı köylüleri (“zenginlikleri” bir tek inek ya da attan oluşsa bile, “kulaklar” ya da “zengin köylüler” diye nitelendirilerek Sibirya’ya sürülmüşlerdir) ortadan kaldırılması; vb. Komünist Parti’nin uzun yıllar dikkatini sanayileşme ve kentleşme üstünde odaklamış olması da, rejimin, aslında bu durumu değiştirmeyi pek önemsememiş olduğunun bir göstergesiydi.

 

bale

Moskova Bolşoy Balesi dansçılarının, Giselle balesinin provası sırasında çekilmiş bir fotoğrafı. Bolşoy, uzun süre Petersburg Kirov Bale Tiyatrosu’nun ardından ikinci sırada yeralmış, Sovyet yönetimi döneminde ülkenin başlıca dans topluluğu olmuştur.

 

 

 

 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.