Evliya Çelebi Kimdir? Hayatı Ve Eserleri Nelerdir?





1630 yılının Muharrem ayının Aşure gecesiydi. Rüyasında Kainatın Efendisi Hz. Muhammed’i gördü. iki büklüm yanına yaklaştı. Eteklerini öpüp şefaat isteyecekti. Fakat öylesine heyecanlandı ki, şefaat ya Resülellah, diyeceği yerde (seyahat ya Resülallah) dedi. Hz. Peygamber de onu seyahat şefaatiyle müjdeledi. Aynı rüyada Sa’d bin Ebr Vakkas tarafından da göreceği şeyleri yazması söylendi. Heyecanla uyandığı zaman kendini yatakta buldu.

Rüyayı gören, meşhur seyyahımız Evliya Çelebi’ydi. Rüyanın bir takım manalar ifade ettiğini anlamıştı. Sabah olur olmaz zamanın meşhur rüya yorumcularına, büyük şeyhlerine gitti, Rüyasını anlattı. Yorumlar, kendisine seyahat kapılarının açıldığını müjdeliyordu. Kasımpaşa Mevlevi Şeyh’ Abdullah Dede: İbtida bizim İstanbulcağımızı tahrir eyle ricasında bulundu. Buna uyan Evliya Çelebi gezisine İstanbul’dan başladı. Gördüklerini bir bir yazarak meşhur (Seyahatname’sinin) birinci cildini tamamladı.

Yukarıda anlatılan rüyadan sonra, yetmiş senelik ömrünün elli senesini seyahatlarda geçiren meşhur seyyahımız Evliya Çelebi, 25 Mart 1611’de İstanbul’da doğdu. Derviş Mehmed Zılli’nin oğludur. Soyu Ahmed Yesevi’ye dayanmaktadır.

Evliya Çelebi ilk öğrenimini İstanbul’da yaptı. Altı-yedi sene medresede okuduktan sonra, saray kuşçubaşısı olan babasından hat (güzel yazı sanatı), nakış ve tezhip öğrendi. Arapça eğitimi gördü. Musikiye ilgi duydu. Hafızlık yaptı, Enderun’a (Büyük devlet adamları yetiştiren saray mektebi) alındı. Bu arada şiirler de yazma-ya başladı. İlmine, ahlakına ve sesinin güzelliğine hayran kalan 4. Murad, onu özel hizmetine aldı.

Evliya Çelebi’de seyahat merakı daha genç yaştayken başladı. Bunda babası ve arkadaşlarının uzak ülkeler hakkında anlattıkları hikayelerin yanısıra, gördüğü rüyanın da tesiri büyüktür. Kendisi de dünya seyahatine çıkışını bu rüyaya bağlamaktadır.

1630’da İstanbul’dan başladığı gezi ölüm tarihi olan 1682’de son buldu. Bu zaman zarfında Anadolu, Suriye, Filistin, Avusturya, Rumeli, Macaristan, Transilvanya, Polonya, Almanya, Avusturya, Bosna, Hersek, Hollanda, Dalmaçya, Kırım, Kafkasya, İran, Suriye, Irak, Mısır, Hicaz ve Girit’e gitti. Hatta Sudan’a, Habeşistan’a kadar uzandı.

Evliya Çelebi gezip gördüğü yerlerin bütün özelliklerini, inceliklerini kaleme aldı. Köklü incelemelerde bulundu. Bölgelerin ahlak, görgü, örf ve adetlerini, meşhur kişilerini, tarihi eserlerini, binalarını ve tarihlerini detaylı bir şekilde yazdı. Seyahatları esnasında savaşlara da katıldı. Silahını kalemi kadar iyi kullandığını ispat etti. Eserinde savaş hatıralarını da kaydetti.



Evliya Çelebi Seyahatnâmesi adıyla şöhret bulan eseri özellikle geçen yüzyıldan beri tarih ve etnoğrafya araştırıcıları için çok ilgi çeken bir kaynak oldu. Seyyah olduğu kadar hattat, nakkaş, musikişinas ve şair olan Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde şiirlerine de yer verdi. Nesirde ise konuşur gibi yazmayı tercih etti. Çok güzel bir taklitçi olan Evliya Çelebi, eserinde tanıdıklarının gülünç tarafların, açık bir dille anlattı. Anlatışında görülen mübalağaların mizah merakından kaynaklandığı ileri sürülür.

Güzel sesi ve hoş sohbetiyle padişah, vezir ve komutanların dikkatini çekti. Devrin en tanınmış şahıslarıyla konuştu. Eserinde onları hicvetmekten çekinmedi. Seyahatnâme’nin hala zevkle okunması biraz da bu özelliği yüzündendir.

Evliya Çelebi Seyahatnâme’sini kaleme alırken Kaz-Makrizi, Taberi, Zehebi, Celalzade, Solakzade gibi yazarların eserlerinden de faydalanmıştır. Seyahatname’nin basımında Pertev Paşa Kitaplığı nüshası esas tutulmuştur (nu. 458-462). Tamamı 10 cilt olan Seyahatnâme’nin ilk beş cildini Necip Asım ve Ahmet Cevdet 1896’da, 6. cildini İmre Karacson 1900’de, 7. ve 8. ciltlerini Kilisli Rıfat 1928.de, 9. ve 10. ciltlerini de Ahmed Refik 1935-1938’de yayınladılar.

Seyahatnâme’den bazı seçmeler ise İstanbul’da 1840, 1845, 1862 ve Kahire’de 1847’de neşredildi. Reşat Ekrem Koçu, Seyahatnâme’nin her cildini kısaltarak sadece 5 cildini yayınlayabildi. Mustafa Nihat Özön, On yedinci Asır Hayatından Levhalar adıyla iki ciltli seçmeler, vaktiyle sansür edilmiş parçaların bir kısmını da üçüncü cilt olarak neşretti. Zuhuri Danışman da her cildi daraltılmış şekilde 1970’de 10 cilt halinde basımına teşebbüs etti.

Seyahatnâme değişik yıllarda Almanca, İngilizce, Fransızca, Rusça, Macarca, Rumence, Bulgarca, Sırpça, Yunanca, Ermenice başta olmak üzere diğer bazı Batı dillerine de çevrildi. Seyahatname’ye dayanılarak bir kısım tetkikler yapıldı. Ayrıca ondan geniş ölçüde faydalanılarak monoğrafiler yazıldı.

Ömrünü seyahatle geçiren Evliya Çelebi hiç evlenmedi. Nerede ne zaman öldüğü kesin olarak bilinmemektedir. Ancak kuvvetli bir tahmin olarak 1682’de vefat ettiği, kabrinin Meyyitzade mezarlığında aile suffesinde bulunduğu ileri sürülmektedir. Şişhane’deki Lohusa Kadın türbesi yanındaki Meyyitzâde kabri ve onun bitişiğinde bulunan bu mezarlıktan maalesef günümüzde hiç bir eser kalmamıştır. Bu konuda Tarih Araştırmacısı İbrahim Hakkı Konyalı şunları söylemektedir:

Evliya Çelebi ve babası, Sultan Dördüncü Murad’ın kuyumcubaşısı Mehmed Zılli Efendi Lohusa Kadın Türbesinin yanında gömülüydü. Fakat yol yapılırken oradaki bütün mezarlar yerinden söküldü ve mezar taşları bir çukura dolduruldu. Ben yol yapılırken gitmiş ve mezar taşlarını görmüştüm.



5 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.