Bakteri Çeşitleri Ve Özellikleri Nelerdir?





Bakteri Çeşitleri Ve Özellikleri Nelerdir?

Bakteriler biyolojik çalışmalarda en çok kullanılan canlılardandır. Özellikle E. coli üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda, moleküler seviyede, canlı ve hücreye ait birçok bilgi edinilmiştir. Günümüzde bakteriler, gen mühendisliğinde genetik yapısı kullanılarak, çeşitli hastalıklara çözüm üretmede kullanılmaktadır (insanda eksik olan enzimlerin, insülin interferon gibi moleküllerin üretimi).

Bakterilerin Yapısı: Bakterilerin çekirdek zarı, mitokondri ve kloroplast gibi zarlı yapıda organelleri bulunmaz. Sitoplazmalarında sadece bakterilere özel ribozom organeli bulunur. Sitoplazma ise, sitoplazma zarı ile çevrilmiştir. Bazı bakterilerin zarlarında; solunum enzimleri, fotosentez enzimleri ve çeşitli uyarıları algılayan reseptörler mevcuttur.

Ökaryot hücrelerin mitokondrisinde oksidatif fosforilasyondan sorumlu (oksijenli solunum) olan enzimler, aerob bakterilerin çoğunun zar kıvrımından oluşan mezozomlarında bulunur. Zarın etrafında ise hücre duvarı vardır.

Hücre duvarı, yapı bakımından bitkilerdeki selüloz çeperden farklılık gösterir. Bakterinin çeperi; amino asit ve bir glikoz türevinden meydana gelmiştir. Ayrıca hücre duvarında, protein ve yağ molekülleri de bulunur.

Bazılarında hücre çeperine ilaveten dışta polisakkaritlerden oluşan bir kapsül görülür. Kapsül, bakteriyi fagositoz olmaktan korur ve yüzeylere tutunmayı sağlar. Bakterilerin çoğu, zardan yapılmış kamçı adı verilen uzantılara sahiptir. Bakteriler bu kamçılar sayesinde, sulu ortamlarda hareket eder ve çeşitli uyartıları alabilir. Kamçı daha çok, basillus ve spirillum tipi bakterilerde görülür.

Yuvarlak bakterilerde kamçı olmadığı için hareketleri pasiftir. Bakterilerin sitoplazması ile ökaryotların sitoplazması, birbirinden çok farklı değildir. Sitoplazmaları içinde; glikojen, yağ ve protein tanecikleri görülür.

Çekirdek zarı olmadığı için, DNA ve RNA molekülleri sitoplazmada serbest olarak bulunur. Sitoplazmada nükleik asitlerin yoğun olarak bulunduğu bu bölgeye nükleoid denir.

Bakteriler toz parçacıkları veya su damlacıkları ile uzak mesafelere

Bakterilerin Sınıflandırılması: Bakteriler; şekillerine, oksijene duydukları ihtiyaca, beslenme durumlarına ve gram boyasına göre sınıflandırılmaları yapılır.

a. Şekillerine Göre:

Çubuk (Basillus) Şeklindeki Bakteriler: Boyları evlerinden daha uzun olan bu bakteriler; difteri, tifo, tuberküloz ve cüzzam gibi hastalıkların etmenidir. Bununla birlikte yoğurt bakterileri de çubuk şeklinde olup, sindirimi kolaylaştıran enzimleri içerir.

Yuvarlak (Coccus) Bakteriler: Bu tip bakteriler, küre şeklinde olup tek veya koloni halinde yaşar. Tek yuvarlak olanlar monokok, ikili olanlar diplokok, zincir şeklinde olanlar streptokok, üzüm salkımı şeklinde olanlar ise stafilokok adını alır.

Bunlardan Neisseria gonorrhoeae bir diplokok olup, bel soğukluğu hastalığına sebep olur. Bazı stafilokok türleri; parmakta dolama, gözde arpacık ve göz kapağı iltihabı gibi hastalıklara neden olur.

Spiral veya Kıvrık Bakteriler: Bu grup bakteriler, burgu şeklinde bir yapıya sahiptir. Bunların kamçıları bakterinin bir veya iki ucunda bulunur. Çoğu saprofittir. Frengi hasta-lığı yapan Treponema pallidum’un yanında, diş kirinde ya-şayan tipleri de mevcuttur.

Virgül Şeklinde Bakteriler: Bu bakterilerin bir ucu virgül şeklinde kıvrılmış olup, diğer uçlarında bir veya daha fazla kamçı bulunur (Vibrio comma).

b. Oksijene Duydukları İhtiyaca Göre: Bakteriler yaşadıkları ortama göre; aerob, anaerob ve fakültatif olmak üzere üç kısıma ayrılır.

Aerob Bakteriler: Oksijenli ortamlarda yaşayan bakterilerdir. Bunlar bitkiler ve hayvanlar gibi, oksijenli solunum yapar. Oksijenli solunum özellikle mezozomlardaki enzimlerle gerçekleştirilir. Oksijeni’ solunum yapan bakteriler, toprağın üst yüzeylerinde, yine göl ve denizlerin yüzey veya yüzeye yakın kısımlarında yaşar.

Anaerob Bakteriler: Oksijensiz ortamda yaşayan bakteriler olup, gerekli enerjiyi, besinleri oksijensiz reaksiyonlarda yıkarak elde eder. Bu bakteriler anaerobik yolla enerji üretirken, bunun yanında; alkol, laktik asit ve asetik asit gibi çeşitli maddeler oluşur.



Anaerobik bakterilerin karbonhidratları parçalayıp enerji elde etmesine fermantasyon (mayalanma), protein ve amino asitlerin anaerobik yıkımına ise pütrifikasyon (çürüme) denir. Anaerob bakteriler, oksijenli ortamda yaşayamaz. Bu yüzden genellikle toprağın derinliklerinde, göl ve denizlerin diplerinde yaşarlar.

Fakültatif Anaerob Bakterger: Bu bakteriler hem oksijenli, hem de oksijensiz ortamlarda yaşar. Dolayısıyla göl, deniz ve toprağın her katmanında yaşamlarını sürdürebilirler.

c. Beslenme Şekillerine Göre:
Bakteriler; heterotrof ve ototrof olarak beslenir.

Heterotrof Bakteriler: Besinlerini hazır olarak dışarıdan alan bakterilerdir. Bu gruba ait bakteriler, aşağıdaki şekilde incelenir:

Parazit Bakteriler: Besinleri sindiren enzim sistemleri bulunmaz. Bu yüzden parazit bakteriler, hayatlarını sürdürebilmek için sindirilmiş besinlerin bulunduğu ortamda yaşamak zorundadır. İnsan vücudunda bu bakteriler; sindirim ürünlerinin bol olduğu (amino asit, yağ asiti, gliserol, glikoz) sindirim sistemi, kan ve hücrelere girerek yaşar.

Saprofit (Çürükçül) Bakteriler: Bu bakteriler, doğadaki bitki ve hayvanların artıklarını, ölülerini daha basit bileşiklere parçalar. Yani saprofitler, organik maddeleri inorganik maddelere çevirir.

Bu çeviri sırasında kendileri için gerekli olan besin ve enerjiyi sağlarken, toprağın organik madde bakımından zenginleşmesini de katkı yaparlar. Böyle organik maddelerce zengin olan toprağa humuslu toprak denir. Saprofit bakteriler bu işlevlerini, hücre dışı sindirimi ile gerçekleştirir.

Ototrof Bakteriler: Yaşamları için gerekli olan besinleri, kendileri sentezleyen bakterilerdir. Ototrof bakteriler, inorganik maddelerden organik maddelerin sentezini yapar. Bunlar organik maddeleri sentezlerken, kullandıkları enerji yönüyle, fotoototrof ve kemoototrof şeklinde ikiye ayrılır.

Fotoototroflar, fotosentetik bakteriler olup organik bileşikleri sentezlemek için gerekli enerjiyi güneş ışınlarından elde eder. Bunların sitoplazmalarında klorofil benzeri bir pigment molekülü bulunur (kloroplast bulunmaz).

Kemoototroflar, ise, organik bileşikleri sentezlemek için gerekli enerjiyi; kükürt, demir, havadaki hidrojen ve azot gibi bileşikleri oksitleyerek sağlar.

d. Gram Boyasına Göre: Bakteriler hücre duvarlarındaki farklılıklardan dolayı gram boyası (mavi-mor renkli) ile boyandığında değişik renk alır. Aldıkları renge göre iki gruba ayrılırlar.

Gram Pozitif Bakteriler: Bu bakteriler, gram boyası ile boyandıklarında mavi-mor rengini alır. Gram pozitif bakterileri kalın hücre duvarına sahiptir.

Gram Negatif Bakteriler: Bu bakteriler gram boyası ile boyandığında, mavi-mor renge dönüşmez. Gram negatif bakterileri iki tabakadan oluşan bir hücre duvarına sahiptir.

Bakterilerin Diğer Canlılara Bulaşma Yolları: Bakteriler, su ve besinlerle ağızdan, hava ile ağız ve burundan, çatlamış veya yaralanmış deriden ve cinsel organlardan insanlara geçebilir. Bitkilere ise yaralardan, yapraktaki gözeneklerden ya da çiçeklerden girebilir. Hem bitkilerde hem de hayvanlarda hastalık yapan bakterileri ise böcekler taşır.

Bakterilerin Üremesi: Bakteriler eşeysiz üreme ile çoğalır. Bakterilerin yaşadıkları ortamda; yeterli besin, su, uygun sıcaklık bulunursa sürat ile her 20 dakikada bir bölünerek geometrik dizi şeklinde çoğalır. Eğer bakteriler bu şekilde çoğalmalarına devam etselerdi, 24 saatte yaklaşık 2000 ton ağırlığında bir bakteri kitlesi meydana gelirdi. Fakat gerçekte hiçbir zaman bu böyle olmamaktadır. Çünkü bakteriler çok geçmeden çoğalmaları için gerekli olan su ve besin maddelerini tüketir.

Ortamda biriken, alkol, asit ve çeşitli kimyasal maddeler bakterilerin üremesini sınırlandırır. Böylece bakteri populasyonundaki artış, yine bakterilerin kendi faaliyetleriyle dengelenir. Artık madde miktarının artışı, bütün bakterileri öldürebilir. Bakteri bölünmesi, tam bir mitoz olmamasına rağmen, yüksek canlılardaki mitoz bölünmeye benzer.

Ayrıca bakterilerde çeşitliliği sağlayan; konjugasyon, transformasyon, transdüksiyon gibi mekanizmalar bulunmaktadır. Konjugasyonla bir bakteriden diğerine gen transferi olmaktadır.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.